Aklımızı Mı Yitiriyoruz? Alzheimer! - Pembe Mekan

Aklımızı Mı Yitiriyoruz? Alzheimer!

Elif Acar

25/02/2016 ❊ Hastalıklar

Alzheimer

Bizim görevimiz size her şeyi açıkça söylemek; çünkü gerçekleri söylemediğimizde insanlar inciniyorlar. Hiçbir şeyi şekerle kaplayamıyoruz. Söz konusu beyin olduğunda, açıklanması iyice zor olan bir gerçek var: Araştırmalar yavaş yavaş Amerika’da herkesin ya Alzheimer’e yakalanacağını ya da bu hastalığa yakalanan birine bakmak zorunda kalacağına gösteriyor.

Hepimiz öyle ya da böyle hayatımızı değiştirecek ciddi hafıza sorunlarıyla karşılaşacağız. Ancak bu istatistiğin iyi tarafı şu: Hafıza bozuklukları göründükleri kadar kontrol edilemez değildir ve potansiyel beyin sorunlarını önlemek için beyni bunları anlamak üzere kullanmak gerekir. Yeni başlayanların kafa hakkında bilmesi gereken noktalar şunlar:

❖ Zihinsel gerilemeyi fark ettiğimizden çok daha önce yaşamaya başlarız. Hafıza kaybı on altı yaşında başlar ve kırk yaşında çok yaygındır. Bunu görmenin bir yolu bilgisayar oyunu oynayanlar üzerinde araştırma yapmaktır. İnsanlar yirmi beş yaşından sonra el-göz koordinasyonlarını ve çok başarılı bir performans sergileme yeteneklerini yitirmeye başlarlar. Beyin karşısına çıkan kahramanlara yönelik mesajları eskisi kadar hızlı veremez. Beyin ve beden arasındaki bağlantıda – güç hattı – doğal bir yavaşlama olur.

❖ Erkekler ve kadınlar yalnızca film zevkleri ve erojen bölgeleri konusunda birbirinden farklı değildir; zihinsel gerileme konusunda da farklılık gösterirler. Erkekler yaşları ilerledikçe karmaşık problemleri çözme yeteneklerini kaybederler; kadınların ise bilgileri hızlı işleme yetenekleri azalır. Bu ayrım bize iki şey göstermektedir. Birincisi, hafıza kaybında önemli bir genetik bileşen vardır. İkincisi, bu genetik eğilimle mücadele etmek için gerçekleştirebileceğiniz belirli eylemler vardır. Cinsiyetiniz nedeniyle doğal olarak gerileyeceğiniz bazı alanlar bulunmaktadır; bazı alanlar ise size avantaj sağlamaktadır. Bu şu anlama gelmektedir: Göreviniz yalnızca çöken bir alanı yeniden yapılandırmaya çalışmak değil, aynı zamanda üstün olduğunuz alanları da korumaktır. Ancak her iki cinste başlangıçta zayıf olduğu alanlardaki yeterliliğini kaybetmektedir. Bu yüzden kadınlar uzamsal bilişlerini yitirirken, erkekler sözel kayıplar yaşarlar. Bu herkes için geçerli olmasa da, yaşınız ilerlerken beynin hangi bölgeleri üzerinde yoğunlaşmanız gerektiğine dair size ipucu verir ya da güçlü yönlerinizi ortaya koymanıza yardımcı olur. (Örneğin hafızası zayıf olan kişiler bunu telafi etmek için organizasyon yeteneklerini kullanabilirler.)

❖ Bir buçuk kiloluk organınızın bir roket atardan daha fazla güce sahip olduğunu bilmek için üstün bir beyninizin olması gerekmez. Beyin duygulardan karar vermeye kadar her şeyi kontrol eder. Ancak hafıza kaybını tartışırken, temelde üç belirli beyin fonksiyonu üzerinde duruyoruz: Duyusal bilgi (hangi bilginin önemli olduğunu belirleme yeteneği), kısa süreli hafıza kaybı (Bu bölümün başlığı ne? Çabuk!) ve uzun süreli hafıza kaybı (yemek tarifleri, önemsiz şeyler, isimler ve hayatınız boyunca öğrendiğiniz, okuduğunuz ve depoladığınız her türlü bilgi).

Kısa bilgi

Aile bireylerinden birinin ciddi bir hafıza sorunu olup olmadığını bulmaya çalışıyorsanız, ona akşam ne yemek yediğini sorun, o gün yaşadığı olayları anlatmasını isteyin ya da kendisine hatırlaması için üç nesne gösterin ve beş dakika sonra bunların ne olduğunu sorun. Eğer bu soruların herhangi birini yanıtlamakta zorluk çekiyorsa, bu kişinin kısa süreli hafızasıyla ilgili yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir, Bu da ciddi bir bilişsel işlev bozukluğunun işaretidir.

İster haberlerde, ister televizyon programlarında, ister aile bireylerinde görmüş olun, bunamanın dışarıdan nasıl göründüğünü bilirsiniz. İnsanlar hızlı bilgi akışına olanak tanıyan geniş bir bağlantı kablosu oluşturursunuz. Bunun aksine, az kullanılan yollar zarar görür; bu yüzden bu bağlantıları kaybeder ya da koparırsınız. 1970’lerin televizyon programları konusunda uzun süredir kafa yormadıysanız, en sevdiğiniz dizideki çocuğun adını hatırlayamayabilirsiniz.

Hafızanızın optimal güçle çalışması için, biyolojinizin üç unsuru üzerinde yoğunlaşmaksınız.

Beyniniz: Şimdi kafatasınızı kaplayan deriyi soyalım ve kafanızdaki gözetleme deliğinden içeri bakalım. Tepeden baktığınızda, beyinde yüz milyar sinir hücresi olduğunu görebilirsiniz. Her hücre saniyede yüz mesaj almaktadır. Evet. Sizin bu cümleyi okuduğunuz süre içinde, beyin hücreleriniz IRS’nin bilgisayar sunucusundan daha fazla işlem yapıyordu.

Nöronlarınız, yani bilgi ileten sinir hücreleriniz, ipleri püskül püskül olan ve birbirine değen bezlere benzer; bu ipler bilgiyi taşıyan kablolar gibidir. Nöronlar, bir partide hiç susmayan sekizinci sınıf kızları gibi birbirleriyle sürekli konuşurlar ve çok hızlı bilgi alışverişinde bulunurlar. Beynin içinde bulunan ve şekli küçük bir denizatını andıran hipokampus hafızanın ana sürücüsüdür. (Beynin hafızayla ilişkili diğer iki alanı, beynin idari fonksiyonlarını kontrol eden prefrontal korteks ve dengeyi kontrol eden serebellumdur.) Hipokampus bilgiyi depolanmadan önce işler. Eğer malzeme ilginizi çekiyorsa ya da öğrenirken tetikteyseniz, hipokampus en iyi performansını sergiler. Kahvenin hafıza açısından yararlı olmasının nedenlerinden biri budur: bir şeyi ilk kez öğrenirken daha fazla tetikte olmanızı sağlar, böylece bu bilgiyi uzun süreli hafıza bankanızda depolama olasılığınız artar.

Kısa bilgi

Fazla kiloyla ilişkili olan Tip 2 diyabet Alzheimer riskini artırır. Bunun nedeni inflamasyonu ya da atardamar yaşlanmasını artırması olabilir. Ancak aynı zamanda beyinde fazla insüiin hormonu bulunması beta-amiloid oluşumunu uyarabilir. Zaten günümüzde Alzheimer’den Tip 3 diyabet olarak da söz edilmektedir.

Ancak söz konusu yaşlanma olduğunda bizi en çok beynin içindeki güç hatlarında meydana gelenler ilgilendirir. Bu nedenle hipokampusunuz üzerinde durun ya da bir fincan kahve alın ve şunu unutmayın: Beyinde isimleri Yıldız Savaşlarındaki yaratığı andıran – beta amiloid – protein parçacıkları vardır ve bunlar tıpkı dökülen yapraklar ya da kırılan dallar gibi güç hatlarımızı tıkarlar. Bu parçacıklar Alzheimer’e neden olurlar. Alzheimer’deki temel eksiklik hipokampusun giriş ve çıkış güç hatlarını etkiler. Hafıza gerilemeye başlar. (Alzheimer’in bir diğer fizyolojik belirtisi nörofibriler yumakların oluşmasıdır. Bunlar, nöronların içinde, çözülmesi çok zor olan dolaşmış liflerdir; hasar gören ve yanlış noktalara enerji gönderen güç hatlarına benzerler. Bu yumaklar zekâyı etkiler.) Güç hattına tek bir dalın düşmesi bütün kente enerji akışım engellemez; ama ya bütün dal ve yapraklar şebekenin aynı yerinde toplanırsa? Çalışamaz duruma gelirsiniz.

Genelde ne kadar beta-amiloide sahip olduğunuzu genler kontrol eder. Bazı dallar on sekizinci yüzyıl roma tarihine dair öğrendiklerinizi hatırlamanızı engellerken, bazıları markete gittiğinizde almanız gereken en önemli şeyleri bile unutmanıza yol açar. Ancak bütün kontrol genlerin elinde değildir. Genlerinizin durumunu değiştirerek güç hatlarınızın tıkanmasını ve zarar görmesini engelleyebilirsiniz: Burada devreye Apo E geni girer. Apo E proteini elektrik şirketinin çalışanları gibi davranır ve fırtınadan sonra güç hatlarındaki dal ve yaprakları temizler. İçeri süzülüp beta-amiloidi ortadan kaldırır; böylece sinapslarınız işlevlerini sürdürmeye devam edebilir. Siz de sevdiğiniz futbolcunun kaç gol attığını ya da Diane Keaton’un en iyi kadın oyuncu Oscar’mı hangi yıl kazandığını (1977) hatırlarsınız. Ne zaman beynimizin kendini geliştirmesine yardımcı olmak için yeni sinapslar yaratsak, bu beta-amiloidin bir kısmı kalır ve Apo E işçileri net bir bağlantı sağlamak için tıkanan yerleri temizler. Ancak bu proteinin bir grubu, yani lokal Apo E4 güç yaratma çabasını da engeller ve güç hatlarını gereğinden fazla temizler. Araştırmalar yüksek E4 proteini seviyesinin, yüksek Alzheimer olasılığıyla ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Neyse ki E4 geninin faaliyetini durdurmanıza ve Apo E takımının geri kalanının güç hatlarmızı temizlemesine olanak tanımanıza yardımcı olacak şeyler vardır. Hint mutfağında bulunan zerdeçalı yiyerek E4 geninin etkinliğini azaltabilirsiniz (Hindistan’da Alzheimer oranı görece düşüktür.) Egzersiz yapmak da benzer bir etki yaratır.

paylas
Aklımızı Mı Yitiriyoruz? Alzheimer! Hakkında Yapılmış Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Bunlar Çok Okundu!
Verem Nedir, Nasıl Bulaşır ve Belirtileri Nelerdir?

Verem Nedir, Nasıl Bulaşır ve Belirtileri Nelerdir?

08 Nisan tarihinde Elif paylaştı
Basur (Hemoroid) Tipleri ve Tedavi Yöntemleri

Basur (Hemoroid) Tipleri ve Tedavi Yöntemleri

07 Nisan tarihinde Elif paylaştı
Kemik Erimesi(Osteoporoz) Riskini Peynirle Azaltın!

Kemik Erimesi(Osteoporoz) Riskini Peynirle Azaltın!

21 Ekim tarihinde Elif paylaştı
Hemoroid Tipleri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Hemoroid Tipleri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

29 Eylül tarihinde Elif paylaştı