Kanserden Kurtulan Kişiler Neden Demirden Uzak Durur? - Pembe Mekan

Kanserden Kurtulan Kişiler Neden Demirden Uzak Durur?

Elif Acar

23/02/2016 ❊ Sağlık

kanser

Sağlıklı yetişkinlerin vücudunda 3 ile 4 miligram arasında demir vardır; bunun büyük bölümü de kandadır. Mikropların vücudunuza girebileceği noktalar, enfeksiyona en açık olan yerlerdir. Cildi normal olan bir insanda bu yerler ağız, gözler, kulaklar ve genital organlardır. Enfekte olmuş ajanlar hayatta kalmak için demire ihtiyaç duyduklarından, bu açıklıklar vücutlarımızın “demir giremez” bölgeleridir. Bunun ötesinde, bu açıklıklar şelatörler, yani demir moleküllerini kilitleyen ve kullanılmalarını engelleyen proteinler tarafından denetlenir. Gözyaşından tükürüğe ve mukusa kadar her şey, vücudun giriş noktalarındaki sıvılar, şelatörler açısından zengindir. Kanser gibi hastalıklara yakalandığımızda, bağışıklık sistemimiz vites yükseltir ve akut faz tepkisi ile mücadele etmeye başlar. Kan hastalıkla savaşan proteinler ile dolar; aynı zamanda demir kilitlenir ve böylece biyolojik istilacılar tarafından bize karşı kullanılması engellenmiş olur. Kronik hastalık nedeniyle anemik oluruz; kan hücreleri bile bu demir hâzinesine erişemez. Bu hapis cezasının biyolojik dengidir. Kanserden kurtulan kişilerin ciddi bir şekilde anemik olmadıkları sürece demirden uzak durmak istemelerinin nedenlerinden biri budur.

İkinci tür, P53’e benzer genlerdir; bunlar normalde büyüme konusunda frene basarlar. Her zaman “kapalı” olacak şekilde mutasyona uğradıklarında, aynı sonuçlar ortaya çıkar: hızlanmış hücre büyümesi ve bölünmesi; DNA kopyalanmasında daha fazla hata. Önemli bir not: Kanser vakalarının yüzde 50’sinden fazlasında kusurlu P53 görülmüştür.

Bir hücrenin kanserli olması için, her iki mutasyona da uğraması gerekir. (Bir arabanın çalışması için el frenini kaldırmak yetmez; el frenini kaldırmadan gaza basınca da gitmez.) Ne yazık ki bu mutasyonlardan birinin gerçekleşmesi (diyelim ki P53) bir hücrenin ikinci mutasyona da uğraması riskini artırır.

Potansiyel kanser hücrelerini kontrol altında tutmanın yollarından biri, bekçi köpeğini, yani p53 genini kullanmaktır. Bu gen, bölünmekte olan sağlıklı hücreleri korur. Normalde P53 tarafından üretilen protein düşük seviyede bulunur ve sitoplazmada yaşar. Ancak bir hücrenin ciddi bir risk altına girdiğini fark ettiğinde çekirdeğe geçer; tıpkı bir bekçi köpeğinin tehlike anında her şeyi yapmaya hazır bir tavır alması gibi.

P53 proteini şüpheli bir şeylerin olduğunu  örneğin tipografik hatalardan birini  hissettiğinde, mola verir ve hücre üretim sürecini durdurur. Bu, DNA’ya onarılma fırsatı tanır. Ancak eğer onarılamazsa, hücre intihar eder (apoptosis). Buna ekstra değer biyolojisi diyoruz. Ya hasarlı hücrenin onarılmasını sağlarsınız ya da ufaklığı öldürürsünüz; böylece vücudunuz onun için özel bir enerji harcamamış olur. Etkisi: Onar ya da öl süreci, kusurlu hücrelerin oluşmasına engel olarak kanseri önler. Mükemmel bir sistem gibi görünüyor değil mi? Sorunu çözüyorsunuz ya da öldürüyorsunuz; böylece hücreleriniz önüne bir kase kurtçuk konmuş kuşlar gibi mutlu yaşamayı sürdürüyor.

Yavaş olun.

P53 proteini de bir bekçi köpeği gibi fazla saldırgan olabilir. Oysa dışarıdan bakıldığında, doğru işi yapıyordur. Kimi zaman aşırı agresifleşip iyi hücreleri de öldürebilir; böylece organların yıpranıp hırpalanmasına neden olur ve yaşlanmayı, zayıf düşmeyi hızlandırır. Felç durumlarının birçoğunda hasar, damarın tıkanması sonucu meydana gelen oksijen yetersizliğinden değil, damar açıldığında meydana gelen aşırı hızlı kan akışından kaynaklanmaktadır. Bu durum p53’ün faaliyetini yanlış yönlendirir ve normal hücrelerin ölmesine yol açar. (Felcin ardından bir saat içinde iyi bir hastaneye gittiğinizde şu yaşanır: Damarınızı açtıktan sonra, P53’ü geçici olarak kapatacak bir madde enjekte ederler, böylece beyin fonksiyonunuz korunmuş olur.)

Kimi zaman P53 aşırı uyarılabilir ve progenitör hücrelerde (diğer adı da hatırlayabileceğiniz gibi yetişkin kök hücrelerdir) kopyalanmayı durdurabilir. Bu, özellikle ileri yaşlarda, organlarınızı canlandırmak için eskisi kadar progenitör hücreniz kalmadığında, kötü bir şeydir. Progenitör hücrelerin kopyalanmasını durdurarak, vücudunuzun organlara yeniden hayat verme yeteneğini azaltmış olursunuz. Sonunda akciğerlerde, karaciğerde, böbrekte ve diğer organlarda yeterince hücreniz kalmayabilir. Progenitör hücre eksikliği, organların onarılamaması demektir.

paylas
Kanserden Kurtulan Kişiler Neden Demirden Uzak Durur? Hakkında Yapılmış Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Bunlar Çok Okundu!
Depresyon ve Fazla Kaygı Fiziksel Sorunlara Neden Oluyor

Depresyon ve Fazla Kaygı Fiziksel Sorunlara Neden Oluyor

30 Kasım tarihinde Öykü paylaştı
Yaşlılıkta Özgüveninizi Spor ile Arttırın!

Yaşlılıkta Özgüveninizi Spor ile Arttırın!

23 Şubat tarihinde Elif paylaştı
Gen Kontrolü ile Neler Yapılabilir?

Gen Kontrolü ile Neler Yapılabilir?

22 Şubat tarihinde Elif paylaştı
İdeal Günlük Su Tüketim Değerleri Nedir?

İdeal Günlük Su Tüketim Değerleri Nedir?

19 Şubat tarihinde Elif paylaştı
Kış Mevsiminde Kazandığınız Yağlardan Kurtulun!

Kış Mevsiminde Kazandığınız Yağlardan Kurtulun!

05 Şubat tarihinde Elif paylaştı
Spor Yapmak Tüm Dertlere Deva!

Spor Yapmak Tüm Dertlere Deva!

03 Ocak tarihinde Elif paylaştı
Yaşlanma Nedir ve Yaşlanma Türleri Nelerdir?

Yaşlanma Nedir ve Yaşlanma Türleri Nelerdir?

03 Ocak tarihinde Elif paylaştı
Yaşlılığın Ruhsal Belirtileri Nelerdir?

Yaşlılığın Ruhsal Belirtileri Nelerdir?

30 Aralık tarihinde Elif paylaştı
İmmünoterapi ile Kansere Savaş Açın!

İmmünoterapi ile Kansere Savaş Açın!

14 Aralık tarihinde Elif paylaştı
Kan Değerlerindeki Terimlerin Türkçe Açıklamaları

Kan Değerlerindeki Terimlerin Türkçe Açıklamaları

08 Nisan tarihinde Elif paylaştı